Tarih: 17 Mayıs 2015 Saat: 10:58

İçinde “can” kelimesi geçen ve deyimler atasözleri nelerdir






Can ile ilgili deyimler ve atasözleri
Can hayat anlamına gelmektedir.Günlük yaşamda bu kelime çok fazla ve değişik anlamlarda kullanılmaktadır.Can aynı zamanda güzel dost iyi arkadaş anlamlarını barındırmaktadır.

Can acısı: (deyiminin anlamı) Aşırı ölçüde duyulan acı.
Can alacak (alıcı) yer: Bir şeyin en önemli, en temelli, en duyarlı noktası.
Can alıp can vermek: (nedir ne demek anlamı) Büyük bir sıkıntı ve acı içinde olmak, bunalmak.
Can atmak: Bir şeye yada bir duruma erişmeyi çok istemek.
Can baş üstüne: İstenilen şeyin büyük bir memnunlukla yapılacağını anlatır.
Can başa düşmek: (Bir kimse) Tehlikeye, kendi başının kaygısına düşmek.
Can borcunu ödemek: Ölmek.
Can bulmak (gelmek): Canlanmak.
Can cana, baş başa: Herkesin, kendi canının, kendi başının kaygısına düştüğü bir tehlike anını anlatır.
Can çekişmek: Ölmek üzere olmak.
Can damarı. En önemli yada en duyarlı yer.
Can damarına basmak:
Bir kimsenin en önemli bulduğu yada duyarlı olduğu yönüne dokunmak.
Bir işin en önemli noktası üzerinde durmak.
(bir şeye) Can dayanmamak: Bir şey karşısında çok üzülmek.
Can dostu: Çok yakın, pek içten dost.
Can düşmanı: Birinin ölümünü isteyecek denli aşırı düşmanlık güden kimse.
Can evi:
Mide bölgesinin üstü, yürek.
En duyarlı, en güçsüz nokta.
Can evinden vurmak: Bir kimseye en duyarlı, en etkileyici yönünden darbe indirmek.
Can feda (can kurban): Çok beğenilen iyi yada güzel şeyler karşısında özverili olma anlamına söylenir.
Can havliyle: Ölüm korkusundan doğan güçlü bir tepkiyle.
Can kalmamak: Bitkin bir duruma gelmek.
Can kulağıyla dinlemek: Çok dikkatle dinlemek.
Can kurtaran yok mu! Ölüm tehlikesi karşısında yardım isteme sözü.
Can pahasına: (nedir ne demek anlamı) Canını tehlikeye atarak, ölümü göze alarak.
Can pazarı: Herkesin kendi canını kurtarmaya uğraştığı tehlikeli durum yada zaman.
Can sağlığı: İnsanın sağ olması durumu, esenlik.
Can sıkıcı: Sıkıntılı, usanç verici.
Can sıkıntısı: Yapacak bir iş olmamaktan yada oyalanacak bir şey bulamamaktan duyulan tedirginlik.
Can sıkmak: Usanç vermek, tedirgin, rahatsız etmek.
Can vermek:
Ölmek.
Güç vermek.
Canlandırmak, yaşar duruma getirmek, daha canlı duruma getirmek.
Can yakmak:
Zulüm ve işkence etmek.
Bir kimseyi çok zarar ve ziyana sokmak.
Üzmek, acı vermek.
Can yoldaşı: Birlikte yaşanılan kimse, çok yakın dost, eş.
Cana can istemek: Öldürülen birine karşılık birinin öldürülmesini istemek.
Cana can katmak: İnsanın sevincini ve dinçliğini artırmak.
Cana kıymak: Öldürmek, cinayet işlemek.
Cana yakın: Sokulgan, sevgi ve ilgi toplayan.
Candan geçmek: Ölmek, ölmeyi göze almak.
Canı burnuna gelmek: (deyiminin anlamı) Bir şey yaparken çok zorluk çekerek, öfkeli bir duruma gelmek.
Canı burnunda olmak: Yorgun ve bezgin olmak.
Canı cebinde: Pek zayıf (kimse).
Canı cehenneme: Sevilmeyen bir kimse için duyulan nefret, öfke ve umursamazlığı bildirir.
Canı çekilmek: (Vücudun herhangi bir bölgesi için) Canlılığı azalır gibi olmak; bayılır gibi olmak.
Canı çekmek: Bir şeyi istemek, iştahlanmak, arzulamak.
Canı çıkasıca! Öfke ve nefretten dolayı beddua (ilenme) sözü olarak kullanılır.
Canı çıkmak:
Ölmek.
Çok yorulmak, bitkin bir duruma gelmek.
Çok zorluk çekmek, çok yıpranmak.
Canı çıksın! Öfke ve nefret belirmek için kullanılan bir söz , ölsün! Gebersin!
Canı gelip gitmek: Ayrılıp bayılmak, umutla umutsuzluk arasında bocalayan bir ruh durumu içinde olmak.
Canı gelmek: Kaybettiği gücünü yeniden kazanmak, canlanmak.
Canı gibi korumak: Özenle bakmak, gözetmek, üstüne titremek.
Canı gibi sevmek: Çok, pek çok sevmek.
Canı istemek: İstek ve heves duymak, özenmek, içi çekmek.
Canı isterse: Olumsuz bir tutum karşısında kayıtsızlık bildirir, kabul etmezse etmesin.
Canı pek: Sıkıntıya, acıya karşı dayanıklı.
Canı sağ olsun! (deyiminin anlamı) Çok önemli bulunmayan yitikler karşısında avutma sözü olarak “zararı yok” anlamında kullanılır.
Canı sıkılmak:
Yapacak bir iş bulamamaktan tedirgin olmak, içi sıkılmak.
Neşesi, keyfi kaçmak.
Yarı üzülmek, yarı öfkelenmek.
Canı tatlı: Zorluk, acı yada sıkıntıya katlanmak istemeyen, dayanıksız.
Canı tez: Beklemeye dayanamayan, aceleci.
Canı yanmak:
Acı duymak.
Acı bir deney geçirmek; bir işte zarar görmek.
Canı yerine gelmek: Sağlığını, gücünü kazanmak.
(falancanın) Canı yok mu? Birinin katlandığı sıkıntıyı yada acıyı başkalarına örnek göstermek için söylenir.
Canım ciğerim: Çok içten bir sevgi sözü.
Oh canıma değsin! Bir başkasının düştüğü kötü duruma sevinince, iyi oldu! Oh olsun! anlamına söylenir.
Canımın içi! “Canım kadar çok sevdiğim anlamında” şefkat yada sevgi seslenişi.
Canına acımamak: Kendine bakmadan, kendini düşünmeden yaşamak, kendini yıpratmak.
Canına değmek: (nedir ne demek anlamı)
Çok hoşlanmak.
Ruhu şad olmak.
Canına düşkün: Kendini koruyan, kendine iyi bakan.
Canına işlemek (canına geçmek, canına kar etmek): Çok etki yapmak.
Canına kastetmek:
Birisini öldürmek istemek, öldürme girişiminde bulunmak.
Gücünden çok iş görerek aşırı ölçüde kendini yormak.
Canına kıymak:
Acımadan öldürmek.
Kendini öldürmek.
Canına (canıma) minnet! Beklenmedik iyi bir durumla karşılaşınca duyulan sevinci ve hemen kabullenişi anlatmak için söylenir.
Canına rahmet: İyi yaptın yada iyi söyledin anlamında bir söz.
Canına susamak: Belasını aramak.
Canına tak etmek (tak demek): Dayanamaz, katlanamaz duruma gelmek.
Canına tükürmek: Hırpalamak, kötü duruma sokmak.
Canına yetmek: Katlanma derecesini aşmak, bıktırmak.
Canından bezmek (bıkmak, usanmak): Yaşamak istemeyecek denli sıkıntı içinde kalmak, bunalmak.
Canından geçmek: Bir şey uğruna yaşamına son vermek istemek.
Canını acıtmak: Birine acı vermek.
Canını almak: Öldürmek.
Canını bağışlamak: Birini öldürebilecekken vazgeçmek.
Canını cehenneme göndermek: Öldürmek.
Canını çıkarmak: Hırpalamak, çok yormak, eskitmek.
Canını (bir yere) dar atmak: Bir tehlikeden, bir sıkıntıdan güçlükle kurtularak bir yere sığınmak.
Canını dişine takmak (almak): Bir işe tüm varlığı ve gücüyle girişmek.
Canını sıkmak: Neşesini kaçırmak.
Canını sokakta bulmamak: Sağlığını korumak, kendine dikkat etmek gerektiğini anlatan bir söz.
Canını vermek:
Kendini harcamak.
Hiçbir şey esirgememek.
Canını yakmak:
Acı verecek biçimde cezalandırmak.
Bir kimseyi çok zarar yada sıkıntıya sokmak.
Canının derdine düşmek: Canından başka bir şey düşünememek.
Canının içine sokacağı gelmek: Aşırı ölçüde hoşlanmak.
Canıyla oynamak: Tehlikeli işlere girişmek.
Canla başla: Seve seve, her türlü yorgunluğu göze alarak.
Can ile ilgili atasözleri ve anlamları
İçinde “can” sözcüğü geçen atasözleri ve açıklamaları.
Can boğazdan gelir (geçer): (atasözünün anlamı) Sağlıklı bir yaşam için iyi beslenme gerekir.
Can bostanda bitmez: İnsan yaşamının değerini bilmeli, kendine iyi bakmalıdır.
Can candan şirindir (tatlıdır): Başkasının başına gelen dert yada acıyı olağan sayan, önemsemeyen kimse aynı şey kendi başına geldiğinde bunu olağan dışı sayar.
Can canın yoldaşıdır: İnsanlar tek başlarına yaşayamazlar, konuşup dertleşmek ve iş yapmak için dosta, başka insanlara gereksinimleri vardır.
Can cümleden aziz: (atasözünün anlamı) İnsan bencildir. Önce kendisini düşünür.
Can çıkmayınca (çıkmadan, çıkmadıkça, çıkar) huy çıkmaz: Huy kişiliğin ayrılmaz bir parçasıdır, ölene dek sürüp gider.
Cana gelecek (kaza, zarar) mala gelsin: Canı korumak için malı feda etmek gerekiyorsa, mal feda edilir.
Canı cana ölçmeli (ölçmüşler): İnsan kendisine yapılmasını istemediği şeyleri başkasına yapmamalı.
Canı kaymak isteyen mandayı yanında taşır: (nedir ne demek anlamı) Rahatına düşkün kişi onun gerektirdiği güçlüklere katlanmalıdır.
Canı yanan eşek attan yürük olur: Güçlüklerle karşılaşan insan olanaksız gibi gelen işleri başarır.

Sponsorlu Bağlantılar


Önceki yazımız Bilgi ile ilgili deyimler ve anlamları nelerdir konulu makalemizi okudunuız mu?

Buradan Geldiler:
içinde can geçen sözler, can li deyimleri, canı cebinde deyiminin anlamı, içinde can geçen deyimler, içinde can kelimesi geçen deyimler

Henüz yorum yok

Yorum Bölümü

Google Arama

Sitede Ara


Sponsorlu Bağlantılar



Sponsorlu Bağlantılar

Hatayın Starı