Tarih: 07 Şubat 2015 Saat: 22:45

Damga kitap özeti Reşat Nuri Güntekin






Damga kitap özeti

Damga
Kitabın özeti
İffet’in annesi yoktu. Onu hiç görmemeişti, babası Osmanlı İmparatorluğu’nun son zamanlarında vezirdi.

Kendinden başka iki ağabeyi vardı. Kendisi yüksek tabakadan olduğu için diğer çocuklar gibi sokaklarda oynamamış, çocukluğunu gerçek bir çocuk gibi yaşamamıştı. Kendisini diğer aile fertlerinden ayıran özellik gururlu olmasıydı. Özel hocalardan ders almıştı. Bazen Paşa babasından gizli olarak, dadısı yardımıyla mahalle mektebine gidebiliyor, gönlünce eğleniyordu. Fakat bu mutluluk çok sürmedi.

Çocukluğu böyle geçti. On yedi yaşına giren ağabeyi Muzaffer, hünkar yaveri olmuştu. Kendisini de İdadi Mektebi’ne vermişlerdi.

Okulda samimi olduğu ve en sevdiği arkadaşı olan Celal’in ihtilalci bir ruhu vardı. Celal İffet’in bir saray adamının çocuğu olduğunu düşünmeden, ona hürriyetten, padişahın haksızlıklarından bahsediyor ve Namık Kemal’in şiirlerini okuyordu. Böylece İffet’in düşünceleri değişiyordu. İffet’in öyle fazla emelleri, arzuları yoktu. O az şeyle mutlu olabilen bir insandı.

İdadi’nin son sınıfında iken hocaları, hürriyetten söz ettiği için padişah tarafından işinden alındı. Bu olay İffet’in üstüne atıldı. Çünkü okulda sadece İffet’in babası saraydaydı. Böylece okuldan ayrıldı. Meşrutiyet ilan edilince ailesi dağıldı. Babası mahkum edildi. Bir süre sonra da öldü. İffet çalışmak için iş aramaya başladı.

Sonunda Mebus Cemal Kerim Bey’in çocuklarına ders vermeye başladı. Çocukların üvey anneleri olan Vedia’ya yakınlık duymaya başladı, bu duyduğu yakılık karşılıksız değildi. Sonunda birbirlerine aşık oldular. Geceleri sahilde ve bazen de Vedia’nın odasında buluşuyorlardı. Bir gece her şey meydana çıktı. Fakat İffet, sevdiği kadının namusuna leke gelmesini istemediğinden kendisinin hırsız olduğunu, maksadının evi soymak olduğunu söyledi ve altı aya mahkum oldu. Böylece kendisine hırsız damgası vuruldu. Şimdi kimsesi kalmamıştı, sadece vefakar arkadaşı Celal vardı. Kimsenin yüzüne bakamıyordu. Sanki herkes onun hırsız olduğunu biliyor gibi geliyordu.

Bir müddet boş gezdikten sonra bir gazetede Celal ona muhabirlik bulmuştu. İşini, arkadaşlarını çok seviyordu. Çalıştıkça dertlerini unutuyordu. Bir müddet sonra karşı gazetenin baş muhabiri ile araları bozuldu. Birbirlerine olmadık laflar, iftiralar atıyorlardı. Bir gün karşı gazetenin baş muhabiri, İffet’in hırsızlık yaptığı ve hapiste yattığını yazıyordu. Yine damgası yüzüne vurulmuştu, orada daha fazla duramazdı. Bu işten de çıktı. Böylece iyice sefalete düşmüştü. Etrafındaki insanların çoğu, kötü yoldan para kazanıyorlardı. Hepsinden nefret ediyordu. Kendi de kötü olmayı istediyse de olamadı. Uzun bir müddet sefalet çekti. Sonra yine Celal’in Konya2da bulduğu işe girdi. İstanbul’a, İzmir’e, Konya’ya mal getirip götürüyordu. Artık durumunu düzeltmişti. Yine bir gün Muğla’dan İstanbul’a gelirken kar bastırmış tren yolda kalmıştı. Trende bir genç kızın annesi hastaydı. İffet, arkadaşı İsmail’le birlikte hastayı ve kızını yakın bir köye getirdiler. Hasta kadın İzmir’de hastanede yatan oğlunu görmeye gelmişti. İffet, genç ve güzel bir kız olan Rana’ya aşık oldu, hatta sevdi. Fakat kendisine burulan hırsız damgası nedeniyle hiçbir şey söyleyemedi. İlk baharda güneşli bir günde dolaşırken Vedia’ya rastladı. Onu unutamadığını o zaman anladı. Vedia da kocasından ayrılmıştı. Vedia’ya evlenme teklif etti. Fakat Vedia hırsız damgası vurulan biriyle evlenemeyeceğini söyledi.

İffet, hayatını sevdiği kadın için boş yere feda ettiğini çok geç anlamıştı. İffet’e hayatında vurulan en büyük darbe bu oldu.

Sponsorlu Bağlantılar


Önceki yazımız Çanlar kimin için çalıyor kitap özeti konulu makalemizi okudunuız mu?

Buradan Geldiler:
damga kitap özeti, reşat nuri güntekin damga özeti

Henüz yorum yok

Yorum Bölümü

Google Arama

Sitede Ara


Sponsorlu Bağlantılar



Sponsorlu Bağlantılar

Hatayın Starı